Ali Baba’nın Çiftliği Masalı

Bir varmış bir yokmuş. evvel zaman içinde, kalbur zaman içinde, Develer tellal iken, pireler berber iken, Ben ninemin beşinde tıngır mıngır, tıngır mıngır, tıngır mıngır, sallanırken, düştüm beşikten, atladım eşikten, Koştum, koştum, koştum, koştum ve bir kocaman bir çiftlik varmış. Bu çiftliğin ahırında keçiler, horozlar, tavuklar, koyunlar, inekler varmış.

Bütün hayvanlar kendilerine ait bölümlerde kalıyormuş. Her gün buralar temizlenir, hayvanların yemleri tazelenir ve her hafta temizlik gününde hepsi bakıcılar tarafından yıkanırmış. Buraya Ali Baba’nın çiftliği deniyormuş. Çiftlik çalışanlarından iki kişi tavukların yumurtladığı yumurtaları sepetlerle toplar, diğer iki kişi de ineklerin sütünü sarmış. Diğer çalışanlar da temizlik, bakım ve güvenlik işleriyle ilgilenirmiş.

Tavuklar yılın belli zamanlarında çoğalmak için kuluçkaya yatarlarmış. Kuluçka hafif çukur ve sıcak bir yere bir sürü yumurtanın üzerine tavuğun oturmasıdır. Kuluçkaya yatan tavuklar 21 gün boyunca yumurtaların üzerinden hiç kalkmazlarmış. 21 günün sonunda da yumurtalar içeriden çatlar ve civcikler çıkar onlar da zamanla büyürlermiş.

Bu yavruların kimisi tavuk kimisi de horoz olurmuş. Ahırda hazırlıklar yapılıyormuş çünkü 3 tane tavuk kuluçkaya yatacakmış. Yerleri hazırlanmış odaların sıcaklıkları hazırlanmış bütün çalışanlar çok heyecanlıymış. 2 tavuk hiç itiraz etmeden kuluçkalarına yatmış. Ama Safinaz isimli tavuk ne zaman kuluçkaya yatsa birkaç gün sonra sıkılıp yumurtaların üzerinden kalkıyormuş.

Yumurtalar soğuyunca da yavru civcivler doğamıyormuş. Safinaz hariç tüm kuluçkaya yatan arkadaşları 21 günün sonunda etraflarında 7 ya da 8 tane civcivle gezmeye başlayınca Safinaz üzülüp pişman oluyormuş. Neden ben de sabredemiyorum of diye kendi kendine düşünmüş. Onun kötü olduğunu hisseden arkadaşları hemen yanına gitmiş.

– Ne oldu Safinaz? Neyin var arkadaşım?

– Ne güzel bir sürü civciviniz oldu. Onlarla geziyorsunuz, onları besliyorsunuz, büyütüyorsunuz ve seviyorsunuz. Ama ben böyle yalnız kaldım.

– Sen yumurtaların üzerinden kalkıyorsun çünkü. Hiç beklemiyorsun ve sabretmiyorsun Safinaz. Hemen sıkılıyorsun, kabul et.

– Evet sıkılıyorum Ama her seferinde de oturacağım ve bekleyeceğim diye kendime söz veriyorum. Sonra 3 gün geçiyor ve gezmeyi dolaşmaya özlüyorum.

Aralarındaki en büyük ve en tecrübeli olan tavuk, “Her zaman oturmuyorsun ama öyle düşün. Bir kerede sabırlı olmayı öğren ve sonuna kadar otur. Sen sabırlı olamazsan civcivlerinde olmaz ve onları sevemezsin. Evet Safinaz, tüm güzel şeyler sabırlı olur. Sabrettiğin zaman istediğin aileye ulaşabilirsin.”

Safinaz o gün tüm arkadaşlarının söylediklerini iyice dinlemiş. Ve kendisiyle baş başa kaldığında söylenen şeyleri daha da iyi anlamış. Eğer sabretmez ve hemen vazgeçerse, tüm hayatı boyunca başkalarına boyun eğerek geçireceğini, mutluluğu yakalayamayacağını ve yavrularının olamayacağını anlamış. O akşam kendisine söz vermiş. Dayanacağım, sabredeceğim ve sonunda istediğim şeye ulaşacağım demiş kendi kendine.

Safinaz kuluçkaya yatmış. Tüm çalışanlar ve arkadaşları onun için sürekli çalışmış. Arkadaşları da onu yalnız bırakmamış. Gelip onu motive etmişler. Çiftlik çalışanları ise onu rahat ettirecek her şeyi denemişler. Safinaz bütün desteklerden güç almış ve sabretmiş. 21 günün sonunda yumurtalar çatlamış ve içinden sarı sarı civcivler çıkmaya başlamış.

Safinaz çok ama çok mutluymuş. Sabır ve istekle sonunda hayalini kurduğu şeye kavuşmuş. Yavrularını gururla seviyor, besliyor ve geziyormuş. Evet, masalımız burada bitti. Safinaz sabredince gerçekten mutluluğa erişti. Zaten Bu hikayenin, bu masalın bize vermek istediği mesaj da bu. Yani her güzel şey birden olmaz. O yüzden sabretmeliyiz ve istediğimiz şeyler için çaba göstermeliyiz, çalışmalıyız. Sabrettikten sonra mutlu olan hep biz oluruz. Bunu sakın unutmayın.

Eğer sizin de sabredip, mutlu olduğunuz bir hikayeniz, bir anınız varsa, bana anlatmak istediğiniz bir anınız varsa, bu videonun altındaki yorumlar kısmını yazabilirsiniz. Eğer kendinizi yazamıyorsanız, annenizden veya babanızdan yardım isteyebilirsiniz.

Zeynep Aksoy

Merhaba herkese! Ben Renkli Rüya Zeynep! 2000 doğumlu, Ankara'nın sıcacık kucaklarında büyüdüm. Küçük bir ressam olarak başladım ve şimdi kendi masallarımı resimlerle hayata geçiriyorum. Renklerin büyülü dünyasına hoş geldiniz!

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu