Leyla ile Mecnun Gerçek Hikayesi ve Özeti 2024

Birbirini seven; ama bir türlü kavuşamayan, kara sevdalı iki gencin çileli aşklarını konu edinir. Hikâye, 10. yüzyılın sonlarında İran'a geçmiş ve ilk defa Azerbaycan şairi Nizami (Azerbaycan,Gence) tarafında yazılmıştır.

Leylâ ile Mecnun, yüzyıllar boyunca insanların kalplerine dokunan bir masal. Bu hikaye, aşkın ne kadar güçlü ve yıkıcı olabileceğini gösterirken, insanın sevgi uğruna neleri göze alabileceğini de ortaya koyar. Kısacası, bu hikaye sizin için sadece bir aşk masalı değil; aynı zamanda hayatın ta kendisi.

Leylâ ile Mecnun Hikayesi

Zengin bir Arap emiri birçok kez evlendiği halde bir çocuk sahibi olamamıştır. Allah’a bir çocuk vermesi için yalvarır. Sonunda bir oğlu olur. Herkes sevinçlidir. Çocuğa Kays adını koyarlar. Kays zamanla büyür, on yaşına basar, okula gönderilir.

Kays okulda Leyla ile karşılaşır, birbirlerini severler. Birlikte ders çalışırlar, hep birlikte vakit geçirirler. Fakat aşkları gizli kalmaz ve çevreye yayılır. Sonunda dedikodu Leyla’nın annesinin kulağına kadar gider. Kadın kızını azarlar, ona öğütler verir.

Kays okulda Leyla’yı bulamayınca ağlayıp inler, kaderine yakınır. Okulu bırakarak başı boş dolaşmaya başlar ve sonunda çöllere düşer. O günden sonra adı Mecnun olur.

Bir gün arkadaşları Mecnun’u biraz gezdirmek isterler ve böylece kıra çıkarlar. Burada Leyla ile karşılaşırlar. Her ikisi de bayılır. Arkadaşları Leyla’yı ayıltıp evine götürür. Mecnun da ağlayarak ve şiirler söyleyerek çöle döner.

Babası oğlunun bu durumuna üzülür. Onu arayıp çölde bir köşede bulur. Öğütlerde bulunur. Eve dönmesini ister. Leyla bizdedir diye kandırarak eve getirir. Evde de öğütlerini tekrarlar. Hangi kızı beğenirse onu alacağını söyler. Ama Mecnun’un gözü Leyla’dan başka kimseyi görmez. Çaresiz kalan Mecnun’un babası, Kabile’nin büyüklerini toplayarak, Leyla’yı istemek üzere babasına gider.

Leyla’nın babası, Kays’ın artık Mecnun diye anıldığını, bir deliye kız vermeyeceklerini söyler. Ama oğlu iyileşir, akıllanırsa kızını vereceğine söz verir. Babası hemen oğlunu bulup bu sözleri aktarır. Mecnun ise akıllanmanın elinde olmadığını söyleyerek babasından yardım diler. En iyi doktorlar Mecnun’u iyileştirmeye çalışırlar ama hiçbiri başarı kazanamaz.

Sonunda babası Mecnun’u Kabe’ye götürür ve bu dertten kurtulması için Tanrı’ya yalvarmasını ister. Mecnun ise tersine derdinin artması için dualar eder. Bu durumda Mecnun’un babası Mecnun’a tamamen umudunu keser. Mecnun tekrar çöle döner.

Çölde tuzağa düşmüş bir ceylan görür. Bütün malını vererek onu avcının elinden kurtarır. Bundan sonra bütün hayvanlar Mecnun’la dolaşmaya başlarlar. Bir başka gün tuzağa yakalanmış bir güvercini kurtarır. Artık Mecnun çölde hayvanlarla dolaşır. Kuşlar başının üzerinde yuva yaparlar.

Bu arada Leyla da aşk ateşe yanmaktadır. Arkadaşları onu eğlendirmek isterler. Leyla kimseyi dinlemez. Rahatça ağlayabilmek için bir yerini yaralar. Mumla pervaneyle sabah rüzgarıyla Ay ile konuşur, onlara derdini anlatır.

Kızının acıklı durumuna ve adının dillere dolaşmasına üzülen babası, Mecnun’un derdinden kurtulmak için onu isteyen İbni Selam’a vermeyi kararlaştırır. Öte yandan, Arap emirleri arasında kahramanlığıyla tanınmış Nevfel adında bir emir vardır. Mecnun’un şiirlerini okuyarak hikayesini öğrenir ve halini acır. Onu bu dertten kurtarmaya karar verir. Mecnun umutlanır. Nefer, Leyla’nın babasına bir mektup yazarak kızını Mecnun’a vermesini yoksa gelip zorla alacağını bildirir.

Bunun üzerine iki asker arasında çarpışma başlar. Savaş sırasında Mecnun bir kenarda oturup Leyla’nın askerinin yenilgiye uğramaması için Tanrı’ya yalvarır. Bu yüzden Nefel bir türlü savaşı kazanamaz. Güç durumda kalan Nefel düşmanı yenerse de Leyla’nın adını bile anmamaya yemin ederek yeniden savaşa girişir. Düşmanı yener, sözünü tutarak Leyla’yı istemekten vazgeçer ve Mecnun’u kendi haline bırakır.

İbn-i Selam hazırlıklarını tamamlar ve büyük bir düğün yaparak Leyla’yı alır, gerdek gecesi Leyla, çocukken bir perinin kendini sevdiğini ve şu anda eli kılıcında yanlarında bulunduğunu, kendisine el sürerse ikisini birden öldüreceğini söyleyerek kocasını kandırır, yanına yaklaştırmaz. Mecnun’un dostlarından Zeyd adında bir genç de Zeyneb’e aşıktır. Bu bakımdan Mecnun’la iyi anlaşırlar. Leyla’nın evlendiği haberini Mecnun’a Zeyd getirir. Acısı bir kat daha artan Mecnun, bir sitem mektubu yazarak Zeyd’le gönderir. Leyla mektubu alınca hemen cevap vererek ahdi vefa gösterdiğini, zorla evlendirildiğini sitemler ederek derdine dert katmasını söyler. Mecnun bu haberi sevinir ve sitem ettiğine pişman olur.

Mecnun’un babası, Leyla’nın babasının oğlunu öldürmek üzere çöle adamlar saldığını öğrenince çöle gider. Oğluna yeniden öğütler verir. Babası konuşurken Mecnun birden titrer ve yerinden kan boşanır. Mecnun şaşırıp kalan babasına bu anda Leyla’nın kolundan kan alındığını, artık iki bedende bir ruh halinde olduklarını söyleyerek bu durumu açıklar. Mecnun’un ileri bir mertebeye vardığını anlayan babası oğluna vasiyetlerini yaparak evreye döner. Az sonra da ölür.

Seyit yine Mecnun ile Leyla arasında mektuplar götürüp getirir. Mecnun bir mektubunda kavuşmalarını engel olarak gördüğü İbni Selam’a beddualar eder. Mecnun’un böyle canlı gönülden ettiği bedduaların etkisiyle İbni Selam hastalanıp ölür. Mecnun buna sevinecek yerde rakibinin ölümüne ağlamaya başlar. Çünkü o da kendi gibi aşıktır ve aşk yolunda kendini kurban etmiştir. Kocasının ölümünden sonra Leyla yine babasının evine döner. Onun ölümüne bahane edip durmadan ağlayıp inler. Bu hale dayanamayan ve kızının dillere düştüğünü gören babası kabilesini alarak başka bir yere göç etmeye karar verir.

Leyla’nın devesi çölde kaybolur. Yol sormak için başvurduğu bir adam adının Mecnun olduğunu söyleyince Leyla, Mecnun hikayesini anlatınca Leyla onu tanır. Perişan durumuna üzülür. Daha önce tanımadığı için özür diler. Leyla’ya kim olduğunu sorar. Leyla kendini tanıtır. “Ben Leyla’yım” der ve onun ilgisizliğinden yakınır. Mecnun da Leyla’yı tanır ama artık onu maddesiyle değil ruhu ile sevmektedir. Gözünde maddenin önemi yoktur. Artık ikilik ortadan kalkmıştır. Leyla, Mecnun’un kemal derecesine geldiğini anlar ve burada kendisini aramaya gelen adamla gider.

Leyla, Mecnun’dan umudunu kesmiştir. Dosta kavuşmak imkansızdır. Hayatın birlik olduğunu düşünür ve ölümü için Tanrı’ya yalvarır. Dileği yerine gelir, yataklara düşer, annesine vasiyetini yapar ve ölür. Mecnun, Leyla’nın ölümünü Zeyd’ten öğrenir, gidip mezarı kucaklayarak ağlayıp inler. Kabri kucaklayarak ölür.

Onu böylece görenler, Leyla’nın mezarına gömerler. Zeyd bir gün kabre dayanmış uyurken, Leyle ile Mecnun’u cennette görür. Rüyasını halka anlatır ve o günden sonra iki sevgilinin mezarı evliya türbesi gibi ziyaret edilmeye başlar.

Leylâ ile Mecnun Hikayesi Özeti

Kays ve Leylâ, aynı köyde büyüyen ve birbirlerine aşık olan iki gençtir. Çocukluktan itibaren birbirlerine duydukları bu saf ve derin aşk, zamanla daha da kuvvetlenir. Ancak, bu aşk, Leylâ’nın ailesi tarafından onaylanmaz. Leylâ’nın babası, Kays’ı bu aşktan vazgeçirmeye çalışır ama başarılı olamaz. Kays, aşkı yüzünden deli divane olur ve insanlar ona “Mecnun” lakabını takar.

Leylâ’nın babası, kızını Kays’tan uzaklaştırmak için onu başka bir adamla evlendirir. Bu durum, Mecnun’u daha da perişan eder. Mecnun, aşkının acısıyla çöllere düşer, vahşi hayvanlarla arkadaş olur ve kendi kendine yaşamaya başlar. Leylâ da mutsuz bir evlilik yaşar, çünkü kalbi Mecnun’dadır.

Mecnun, çöllerde dolaşırken aşkını dile getirir, şiirler yazar ve bu aşkı her an yaşar. Leylâ ise evinde sessizce Mecnun’a olan aşkını içinde taşır. Zamanla Leylâ hastalanır ve bu aşk acısına daha fazla dayanamayarak vefat eder.

Leylâ’nın ölüm haberi Mecnun’a ulaştığında, Mecnun tamamen yıkılır. Leylâ’nın mezarına gider ve burada aşkının doruğuna ulaşır. Mecnun da sevgilisinin ardından kısa bir süre sonra hayatını kaybeder. Efsaneye göre, Mecnun ve Leylâ’nın ruhları cennette buluşur ve sonsuza kadar mutlu yaşarlar.

Leylâ ile Mecnun gerçek bir hikaye midir?

“Leylâ ile Mecnun, Arap edebiyatında kökleri olan, daha sonra Fuzuli gibi şairler tarafından da işlenmiş, efsanevi bir aşk hikayesidir. Gerçek olaylara dayanıp dayanmadığı kesin olarak bilinmemekle birlikte, hikaye halk arasında efsaneleşmiştir.

Leylâ ile Mecnun hikayesinin yazarı kimdir?

“Leylâ ile Mecnun hikayesinin en bilinen versiyonlarından biri, 16. yüzyılda Azerbaycanlı şair Fuzuli tarafından yazılmıştır. Ancak hikayenin kökeni, daha eski Arap folkloruna dayanmaktadır.

Leylâ ile Mecnun neden kavuşamamıştır?

“Leylâ ile Mecnun’un kavuşamamasının ana sebebi, Leylâ’nın ailesinin bu aşka karşı çıkması ve onu başka biriyle evlendirmesidir. Bu engeller, iki aşığın birbirine kavuşmasını imkansız hale getirmiştir.

Leylâ ile Mecnun hikayesi neyi sembolize eder?

“Leylâ ile Mecnun hikayesi, saf ve derin aşkı, aşkın insanı nasıl çılgına çevirebileceğini ve aşkın manevi yönünü sembolize eder. Mecnun’un çöllerdeki yalnızlığı ve aşkı için çektiği acılar, aşkın yüceliğini ve fedakarlığını gösterir..

Leylâ ile Mecnun hikayesinin sonunda ne olur?

“Hikayenin sonunda Leylâ, aşk acısına dayanamayarak vefat eder. Mecnun, Leylâ’nın ölüm haberini alınca perişan olur ve Leylâ’nın mezarına gider. Kısa bir süre sonra Mecnun da hayatını kaybeder. Efsaneye göre, Leylâ ve Mecnun’un ruhları cennette buluşur ve sonsuza kadar mutlu yaşarlar.

Hakan METİN

2011 yılından bügüne dijital dünya'da projeler üretiyor, bir çok markaya yazılım desteği sağlıyorum. İçerik üretmek ve kendini farklı alanlarda da geliştirmek adına masal kedisi üzerinde içerikler üreterek desteklerinizi bekliyorum.

İlgili Makaleler

3 Yorum

  1. Bu internet sitesini bing’de bulduğum için çok sevindim, tam da aradığım şey ve favorilere kaydettim

  2. Harika bilgiler paylaşıldı.. Bu yazıyı okumaktan gerçekten keyif aldım. Bu yazıyı paylaştığınız için yazara teşekkür ederim.. Takdir ediyorum

Başa dön tuşu